Kırmızı Saçlı Kadın
İlk aşk deneyimi bütün bir hayatı belirler mi? Yoksa kaderimizi çizen yalnızca tarihin ve efsanelerin gücü müdür? Orhan Pamuk, Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkan yeni romanı Kırmızı Saçlı Kadın'da bizi otuz yıl önce İstanbul yakınlarındaki bir kasabada liseli bir gencin yaşadığı sarsıcı bir aşk hikâyesiyle, büyük bir insani suçun peşinden sürüklüyor. (Tanıtım Bülteninden)
Baskılar37
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Orhan Pamuk'un kitapları zorlama gibi doğal bir akışı yok. Biraz Oedipus, biraz anadolu insanı, batı ve modernizm, biraz Türkiye al sana kitap gibi olmuş. Zorlama buldum.
Çok akıcı ve kısa sürede bitirilebilen bir kitap. Ama bu yorum bence Pamuk’un romancılığına yakışmıyor, bu zamana kadar okuduğum kitaplarındaki ilmek ilmek işlenmiş, her detayı için araştırma yapılmış hissi yok bu kitapta. Baba-oğul ilişkisi üzerinden yapılan batı-doğu karşılaştırması gibi yoğun konular benim açımdan derinleşemeden kaldı. Kurgu okutturuyor mu? Okutturuyor. Ama Orhan Pamuk değil başkası yazmış deselerdi inanırdım o kadar hissedemedim yazarı.
İlk kısım çok etkileyiciydi. Sonrasında hikayenin gidişatını sevemedim ama sarsıcı bir örgüsü var.
Bir kitabın kalitesini çok boyutluluğu ve anlamsal derinliği belirler bana göre. Bu ölçütlerin yanında kurgusuyla da başarılı bir kitap. Fakat kitabın kurgusunun yavaşlatıldığı ve geri plana atıldığı orta kısım-Cem'in evlenmesi ile Öngören ile tekrar temasa geçmesinin arası- beni biraz sıktı açıkcası. Bunun dışında gerçekten emekle ve yetenekle yazılmış, okunması gereken bir roman olduğunu düşünüyorum.
Dante Gabriel Rosetti, 1860 yilinda, kitabin kapaginda ki bu "Kirmizi Sacli Kadin" in (Regina Cordium mus adi) tablosunu yapmis. Bu kadinin o zamanlarda lakabi: The Queen of Hearts", "Kalplerin Kralicesi" imis. Orhan Pamuk un, kitaba bu ismi vermesi ve kapaga da bu resmi koymasi hic nedensiz degil, bunu okuyunca cok guzel anliyorsunuz. Kitabi cok cok begendim, cok kisa bir surede okudum. Orhan Pamuk, gene tadina varilmaz detaylari, harika tasvirleri ile beni mest etti. Hele kitabin ortalarindan itibaren hikaye oyle bir yon aldi ki, muthis! Her kitabinda bir meslek, bir yer, bir olayi temel alir ya Pamuk, bu kitapda da kuyuculuk meslegini ele almis, cok cok enteresan...nasil guzel bir arastirma ve bunu nakletme yetenegidir bu. "Kirmizi Sacli" olmanin tum anlamlarini, Kral Oidipus"un ve Suhrab"in bir kitapda nasil bulusabilecegini gulumseyerek okudum... kesinlikle tavsiye ederim..
Bu benim ilk Orhan Pamuk kitabım o nedenle nasıl bir eleştiri yapabileceğimi bilmiyorum açıkçası. Yazara karşı malum nedenlerden dolayı önyargılıydım. Bu huyumu sevmesem de zaman zaman kişinin yaptığı iş ile kişiliğini birbirinden ayrı tutamıyorum. Tavsiye üzerine başladım bu kitabına. Kitap, giriş bölümü olmadan direk gelişme ile başladı gibi geldi bana en azından. Ve sonra Mahmut Usta ve hikayeleri kısmını sevdim. Ve keşke ustadan daha fazla hikaye dinleyebilseydim dedim. Kitabın ikinci kısmına geldiğim zaman da zaman atlamasının hızına yetişemedim. Ana karakteri de zaten sevemedim. ilk andan itibaren ısınamadım. Kırmızı saçlı kadın ve oğlu desen o da ayrı bir hikaye. Kitabın sonunun ise öyle bitmesine nedense hiç şaşırmadım. İlk sayfalardan itibaren gözümüze sokulduğu şekilde bitti. Yazarın dili okumayı zorlaştırmıyor. Ama bu kitap bana aceleyle yazılmış gibi geldi. Olayın can damarına inmeden çok yüzeysel kaldığına inanıyorum.
O. Pamuk'un okuduğum ilk romanıydı. Kitap bana biraz sıkıcı geldi. Dili sadeydi ancak olayları çok uzatmış ilk kısımda. İkinci kısım akıcıydı ancak tahmin edilebilen bir sona doğru gidildiği belliydi. Son kısım ise Kırmızı Saçlı Kadın'ın ağzından kısa ve çok üstünkörü bir özet gibiydi. Özetle okunur mu ? Okunur. Tavsiye edilir mi ? Kişiye göre değişir.





































