Doğu'dan Uzakta
Geçmiş... bıraktığın yerde mi hâlâ? Amin Maalouf'tan unutulmayacak bir "eve dönüş" romanı. Amin Maalouf'un merakla beklenen yeni romanı Doğu'dan Uzakta, kaderin ve tarihin acımasızlığında terk ettikleri yurtlarına dönen bir grup arkadaşın hikâyesini anlatıyor. Doğu'dan Uzakta, bir yüzleşmenin romanı: Gençliklerinin en güzel dönemlerini bir arada geçiren, ülkelerinde patlak veren iç savaştan sonra farklı yerlere dağılan ve yıllar sonra, eski arkadaşlarından birinin cenazesi için tekrar ülkelerine dönen bir grup arkadaş... Açıkça belirtilmese de Lübnan İç Savaşı'nın getirdiği yıkımlara ve Ortadoğu coğrafyasının kültürel, tarihsel ve toplumsal sorunlarına dair çok çarpıcı gözlemlere de yer veren Doğu'dan Uzakta'da Maalouf, yine en iyi bildiği şeyi yapıyor: Doğu'yu anlatıyor.
Baskılar1
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Ülke adı açıkça verilmemekle birlikte Lübnan İç Savaşı’nı eksen alan eser, yazarın diğer kitaplarına göre kendinden daha çok şey barındırıyor sanki. Evet, Maalouf eserlerinde geniş ve renkli ailesini çokça konu etmiştir ama fikirlerine ve bir göçmen olarak kendisine ilk kez bu kadar yaklaşmış sanırım. Belki de pişmanlıklarını ve hasretlerini ilk kez bu kadar açıkça dile getiriyordur. Okuyucunun gerçekleşme olasılığını tıpkı Adam gibi önce tereddütle sonra hevesle bekler hale geldiği o arkadaş toplantısı çevresinde, bir geçmişte bir günümüzde geçen hikayede zamanın alıp götürdükleri çok çarpıcı bir şekilde ortaya konulmuş. Beni özellikle Ortadoğu hakkındaki tespitleri şaşırttı. Bizzat o toprakların insanının da benzer görüşlere sahip olmasına mı yoksa başka bir ülkenin insanı kadar dışarıdan bakıp özünden uzaklaşmış olmasına mı yormalıyım bilemedim. Her şekilde nokta atışı tespitler diyebilirim. Çokça tartışılan finale ise fikren katılıyorum, gayet cesur ve bildiğini okuyan bir final seçimi fakat işleniş olarak bir oturmamışlık ne bileyim sanki bir aceleye gelmişlik var. Belki de bir anda yarım kalan hayatlara, hayatın planlanamamasına bir atıftır. Ne de olsa “Uzun vadede, Âdem ile Havva'nın tüm evlatları yitik çocuklardır.”
Yazar yine beni hiç şaşırtmadı.
Bu kitap aslında bir düşünce romanı olarak okunmalı. Diyaloglardaki fikir alışverişleri çok iyiydi. Konu ve sürükleyicilik arayanlara ise uygun değil. Sonu ise tam bir kolaya kaçış.
Okuduğum ilk A. Maalouf kitabı değil . Ama en sevdiğim oldu. Ülkemizde yaşananlar, yakın coğrafyalar, tanıdık hikayeler. Çevremizde gidenler, gitmeyi düşünenler, yol ayrımında kalanlar.. Göçmenlik..Bu toprakların kaderi sanki. Etkileyen çok şey oldu kitapta. En son aklımda kalan ise...''burada kalanlar yaşadığımız şeye savaş değil olaylar diyor..''
Yazarın okuduğum ilk kitabı ve gerisi de gelecek gibi.Savaş ve dağılmış bir millet. Her biri ayrı bir yere savrulan bir arkadaş grubu. Yirminci yüzyılın ortadoğusu hakkında güzel tespitler içeriyor. Ayrıca kitap bende uzun zamandır görmediğim arkadaşlarla buluşma isteği uyandırdı. Tavsiye edilecekler listesine ekledim.










