Mavisini Yitirmiş Yaşamak
Mavi tükendi. Renklerin en neşelisini ve en çocukcasını yitirdik. Göz ve gönül aydınlığımız; içimize ümit, özgürlük ve sonsuzluk duygusu getiren renk uçup gitti. Karardık... Bu kitaptaki her yazıyı kendinize yazılmış bir mektup gibi görebilirsiniz. Doğrusu da böyledir... Mavisini Yitirmiş Yaşamak, bilinçsiz ve sorgulanmamış bir modernizmin etkilerinden ister istemez nasibini almış, yüreği yaralanmış yazarın, kendini aydınlığa çıkarma arayışlarının belgeleri. Yazarın kendi kalbiyle giriştiği küçük söyleşiler okuruna gönderdiği sevgi ve içtenlikli mektuplar niteliğinde.
Baskılar1
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(12)
"Yürüme Sanatı "Yürüyüşümün ritminden ıslanır İstanbul." (Hüseyin Atlansoy) İnsan yürüyüşünden belli olur. "Kendi olma"nın en belirgin işaretidir yürümek. Düşüncenizin kararlılığı, inceliği yahut dağınıklığı adımlarınıza vurur. Yere basıyor olmak, toprakla bir alışverişi bulunmak, yaşıyor olmanın ispatı ve belki de mutlulukların en güzelidir. Yürümenin de bir âdâb-ı muâşereti, bir üslubu vardır. Başlı başına bir sanattır yürümek. Halk şairleri, şiirlerinde sevgilinin yürüyüşünü, boşuna ceylanın yürüyüşüne, kekliğin sekişine ve servilerin salınışına teşbih etmemişlerdir. Ceylan, sanki incitecekmiş gibi basar toprağa. Şiir gibi, tüyün yere konuşu gibi süzülür. Keklik, bir var, bir yok gibi yumuşak dokunuşlar bırakır yere. Öyle aceleyle geçiştirilecek işlerden değildir yürümek. Amaçsız, başıboş sürüklenmemeli ayaklar. Hele kalabalıkların içinde itişip kakışarak, sağa sola yalpalayarak gidişe, yürümek denmez. Yürüyecekse zamanını iyi seçmeli insan; ne bileyim, sabahlan yürümeli. Sokakta kimsecikler yokken çıkmalı, yolların tadını çıkarmalı. İncecik bir yağmur çiseliyorsa yahut kar taneleri süzüle süzüle iniyorsa Şimdilerde kimse adam gibi yürümüyor. Büyük şehirlerde, özellikle İstanbul'da, yürümeyi başarabilen var mıdır? Ya koşar, atlarsınız bir yerlerden yahut daracık kaldırımlarda, alt ve üst geçitlerde birileriyle üst üste, ona buna çarpa çarpa gidersiniz. Yürümek değil, sadece taşınmaktır bunun adı. Çoğu kimse, ayaklarının, yere basıyor olmanın farkında bile değildir. Bir yerden bir yere ulaşırsınız sadece. Oysa bir bilseniz, yürümenin ne dayanılmaz bir lezzeti, ferahlığı vardır! Sıkıldığınız, bunaldığınız anlarda çıkıp yarım saat yürüseniz, hiçbir şeyiniz kalmaz. Hafifler,mutlu olur, dönersiniz. ....." ************************************************************************* İnternette dolanıp okumaya değecek güzel bir kitap ararken kendime, bu cümlelerle karşıladı ben bu güzel kitap.. Ertesi gün Taksim'e yolum düşüp Atatürk Kitaplığı'na uğradığımda kitabı buldum.. İlk basımıydı.. kitaplığın boğaza bakan bir penceresi önünde kitabı okumaya başladım. Akşama doğru kitabı bitirmiştim. Bir solukta okunan ender kitaplardan.. Her deneme ayrı bir lezzet ayrı bir keyif.. Mazide ve eski İstanbul'da bir gezinti..Güzel kitaplara yapılan atıflar ve güzel şiirlerden alıntılar ile şiirsel bir anlatım yakalanmış bence.. Ve ilklerin üzerinde taşıdığı o samimiyeti kaçmamış güzel dil.. Bir kütüphane de emaneten okumuş olsam da ilk fırsatta kütüphaneme ekleyeceğim güzel kitap.. :)
Yitirdiğimiz güzelliklere, anılara güzel bir dokunuş sayın yazardan.
Bu deneme kitabını çok beğendim. Denemeler çok anlamlıydı. Ne varsa eskiye dair, unuttuğumuz, ozlem duyduğumuz, yasaşayamadığımız hepsini akıcı bir dille dile getirmiş. Okumayanlara tavsiye ederim











