Genç Werther'in Acıları
Tanıtım Yazısı: Evrensel boyutlara ulaşmış ünüyle bugün dünya edebiyatının en büyük yazarlarından biri sayılan Goethe, henüz yirmi beş yaşındayken yazdığı Genç Werther'in Acıları'nda, kısa bir süre önce Charlotte adlı genç bir kadınla yaşadığı mutsuz ilişkiden yola çıkmıştı. Edebiyat dünyasına, karşılıksız aşkıyla intihara sürüklenen "Romantik kahraman"ı armağan eden bu büyüleyici mektup-roman, şiirselliği ve yaşama tutkulu bakışıyla okuyucuları mıknatıs gibi kendine çekmişti. Almanya'da bütün gençliği etkisi altına alan romanın, birçok intihara neden olduğu, Werther'in giydiği mavi frak, sarı yelek ve çizmelerin döneminde moda yarattığı, Napoléon'un bile kitabı sürekli yanında taşıdığı söylenir. Son derece duyarlı ve tutkulu bir genç ressam olan Werther'in, düşsel dostu Wilhelm'e yazdığı mektuplardan oluşan Genç Werther'in Acıları, edebiyatta akılcılığın yerini alan duygusallığın bir başyapıtıdır.
Baskılar28
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.

Genç Werther'in Acıları
İş Bankası Kültür Yayınları / Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Genç bir delikanlının bir başkasına nişanlı olduğunu bildiği halde kız olması ile başlayan gizli aşkını anlatıyor. Başlangıçta platonik başlayan aşk karşı taraftan ilgi görmese bile devam ettirmesi ve gittikçe bağımlılık haline gelmesi adamı çıkmaz sokağa sokuyor. Yazar bu ilişkiyi ölümle sonuçlandırmak için oldukça çaba göstermiş. Arkadaşına gönderdiği mektuplar ile durumunu anlatan kişinin bir çok eksik kalmış anlaşılmayan yönler var. Mesela annesinden para istemesine gerek kalmadığını yazan yerden bir satır sonra anne ve babasının öldüğünü yazıyor. Ne zaman öldüğü ve asıl öldüğü hakkında hiç bir bilgi yok. Kızdan ne zaman hoşlandığını yazarken nesinden hoşlandığı hakkında pek fazla bilgi yok vs... Sonuç olarak başkasına ait bir insana ölecek kadar aşık olması bana oldukça saçma geldi. Özellikle üçlü ilişkide kendisinin ölmesi gerektiği saplantısı daha da saçma. Bir aşk macerasında sevdiği için ölmek fikri hikayeyi ölümsüz kılacakmış fikrine kapılmış yazar. Üstelik evlendiği insanın çevresinde aşık olduğunu belli edecek kadar dolaşan bir insana yakın arkadaşlık kurması bir o kadar saçma. Saçma bulmayanlar olabilir onlara da bu türdeki bir delinin musallat olmasını ve bu kişi gibi katlanmasını dilerim. Beni pek sarmadı.
Goethe ismini her yerde duyduğumuz kadar varmış. Kurduğu her cümle, aklımdan geçip kuramadığım cümleler. İfade yeteneği çok sağlam.
Genç Werther'in Acıları- Hümanist bir insanın karşılıksız aşkı yalın bir dille anlatılmış. Karşı tarafın evli olması ve werthere karşı insani bir sevgiyle karışık (aşkta var, ama evliliğine olan bağlılığı bunu kendine itiraf etmesine mani oluyor. Okurken, o muhteşem duyguları hissediyorsunuz. Aşk, öfke,tutku, mutluluk, üzüntü vs.. Tüm duygular iç içe geçmiş durumda.. Muhteşem bir kitap. Herkese tavsiye ederim.
Okuduğum Can Yayınları baskısının önsözünde romanın arka planının Goethe'nin 22 yaşında bir baloda tanıştığı 19 yaşındaki Charlotte Buff'a olan aşkına dayandığından bahsediliyor. Romanın baş karakteri Lotte gibi Charlotte'ın da kendinden yaşça büyük bir nişanlısı var. Yazar, oluşturduğu Werther karakteri gibi aynı acıları çekmiş ve yazarak, kendini sanata adayarak çektiği aşk acısının üstesinden gelmeyi başarabilmiştir. Öyle ki yine aynı önsözde, Werther'in Goethe gibi acılarını kağıda dökememesi nedeniyle ölümden kaçamadığı yönünde bir görüşün varlığından bahsedilmektedir. Romanın okuyucuya sunulmasından sonra gençlerin Werther gibi giyinmeye başlaması ve birçok kişinin intiharına sebep olması sebebiyle kaleme alındığı 18. yüzyıl sonu Almanya'sını sosyolojik ve psikolojik olarak etkilediğini görüyoruz. Aşk acısı sebebiyle intihar eden belki binlerce, milyonlarca kişi vardır, kim bilir? Goethe, intihar eğiliminin derin aşk acısı ve üzüntüden de kaynaklanabileceğini etkileyici tasvirleri ve romantik anlatımıyla biz okuyucularına gösteren bir örnek sundu bize.
Yazarın okuduğum ilk eseri yıllardır bana okudunuz mu? diye sorduklarında utanarak henüz okumadığımı söylediğim ve nihayet okuduğum bir klasik. O çağın edebiyatına göre romantizmin böylesi sanırım doğal karşılanıyordu. Kitap sadece aşk sevgi ( büyük ölçüde öyle olsada) konularının yanı sıra doğa inanç davranışlar etik değerler gibi bir çok şeyide beraberinde getiriyor. Vıcık vıcık romantizm diyemiyoruz çünkü anlatım tarzında felsefi düşünceleri ve insan ruhunun derinlemesine gidip orda psikolojik bir değerlendirme yapması gibi esaslarıda barındırıyor. Beğendim kesinlikle okunmalı diyebilirim. Aslında kitap bize böylesine ( tutkulu demiyeceğim) hastalık derecesinde olan sevginin aslında kişinin kendi yarattığı fikrini de bir şekilde bize anlatıyor. Mutlaka sahip olma düşüncesi inanılmayacak kadar banal olan bu düşünce ne yazık kı halen devam eden bir inanış aşk hakkında.
Yazarın kendi aşk acısını Werther karakteri üzerinden kurguladığı eserin en dikkat çekici yanı intihar fikrini bu kadar cesurca ve hani neredeyse mantıkla savunması. Dönemin intihar vakalarını artırdığına şaşmamak gerek. İnsanı etki altında bırakabilecek yanları var gerçekten. En azından o çağda yaşayanları. Bu çağda bıraktığı etkiye gelirsek eğer sebebi tutku olmasaydı, misal hayat kavgası ya da sadece hayatla uyum sağlayamama nedeniyle böyle bir yol seçseydi işte o zaman dünya nüfusunu ciddi oranda azaltabilirdi. Yine de Werther'in baştaki umutlu düşünceleri ile finalde vardığı nokta arasındaki hüzünlü gelişimi çarpıcı. Yazım türü olarak mektuplar şeklinde ilerleyen, içerik olarak ise buhranlı bir eser.































