Doğmamış Çocuğa Mektup
Senden korkuyorum. Seni hiçyokluktan zorla çekip alan, gövdeme ekleyen rastlantıdan. Seni çok beklediysem de karşılamaya asla hazır olmadım. Ama kendi kendime hep o kötü soruyu sordum: Ya doğmak hoşuna gitmezse? Ya günün birinde haykırıp suçlarsan beni: Sana kim dedi beni dünyaya getir diye? Neden dünyaya getirdin beni neden? İtalyan yazar Oriana Fallaci böyle diyor derin izler bırakan kitabı Doğmamış Çocuğa Mektupun başlarında. Erkeğinden ayrılmış bir kadının, hamile olduğunu anladığı andan başlayarak hissettiklerini, iç dünyasında kopan fırtınaları, yaşadığı korkuları, coşkusunu ve erincini başka hiçbir kitap bu kadar başarıyla yansıtamadı, okuru bu denli etkileyemedi. Bir kadının bedeninde filizlenen o küçücük canlıyla, onu karnında taşıdığı sürece yürüttüğü bir monolog bu. İlk yayımlandığı 1975 yılından bu yana sayısız dile çevrilen bu çarpıcı kitap, Oriana Fallacinin ustalıklı ve şiirsel anlatımıyla haklı bir başarıya ulaşıyor; unutulmazlar arasında yerini alıyor.
Baskılar2
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Doğmamış Çocuğa Mektup... Oriana Fallaci'nin edebiyat dunyasinda sözü gecen kitabi. Sevgilisinden kazara hamile kalan kadinin monolog seklinde bebegiyle konusmasini kaleme almis eser. Oldukca kisa surede bitirelebilecek 112 sayfalik bir kitap. Verdiği mesajlar da yerinde.. Ozellikle kürtaj konusunun bu kitap ozelinde irdelenmesi gerekir. Birinin yaşam hakkini çalmak... Ne kadar da etik? Her ne kadar kazayla da olsa...Zaten kahraman da sevgilisinin istememesine ragmen bu cocugu dogurmaya karar veriyor. Ve bu tur durumlarda,evli de olunmayinca toplumsal baskinin ne duzeyde olabilecegini tahmin edebiliyoruz. Kadına, cevresindekilerin nasil baktigi da kitapta detaylıca ele alınmış. Bu baski ortaminda dahi kararının arkasinda duran kadinin drami okuyucuya tesir ediyor. Yasadigi ikilemler,ruhsal durumu, saglik problemleri ve dogmamis bebegiyle icten ice konusmasi duygusal anlamda okuyucuyu etki altina alma noktasinda oldukca basarili. Bunlarin yanısıra kitapta yine erkek egemenliğine, kadin erkek esitsizligine ciddi manada elestiriler getirilmiş. Erkegin toplum nezdinde kadına oranla daha şanslı oldugu,kadinin daha fazla is yukunun oldugu yazar tarafindan dile getirilmis. Yine kitap icerisinde, bebegin anne karnindaki gelisimi aşama aşama,ince ayrintilariyla aktarılmış. Bu kitabi okuduktan sonra ilerde nasip olur mu bilmem ama bu asamaya gelirsem ben de dogmamis çocuğuma bir mektup ya da daha fazlasını yazmak isterim. Yazarin vermek istedigi mesaj cok net,istiyorsan yap. Kimseye bakma. Toplumsal baskinin tesiri ile hareket etme. Hayatina son vermek basit ama buna ne kadar hakkin var? Baskalarinin nasil baktığından cok senin ne istediğin Onemli.
Hayat hakkındaki görüşlerim üzerinde düşündürücü ve etkileyici bir rol oynadı. Bence bu kitap kesinlikle okunması gereken kitaplar listesinde üst sıralarda yer almalı. Küçük bir alıntı: "Yaşamın tadı tuzu mutluluktur ve mutluluk diye bir şey vardır; mutluluğun peşinden koşmaktır gerçek mutluluk."










