Yedinci Gün
“Çizgilerin kürelere, zamanın sonsuzluğa, sonsuzlukların da hayallere dönüştüğü bir hikâyedir bu. Sıradan insanların sıradışılığı, bilinen hikâyelerin düşlere dönüşümü, zaafların asilleşmesi, erdemlerin ardındaki günahkârlık tüm içtenliğiyle akacak zihinlere. Anar, bu yeni düşüyle sizleri bir kez daha şaşırtacak. ” İletişim’den gönderilen kitaptan tadımlık bölüm ise şöyle: “İhsan Sait muhabere borusundan motör kabinine, ‘Yarım yol tornistan!’ emrini verince yine nişângâh başına geçti ve attığı tenvîr fişeği artık söndüğünden, işini sağlama bağlamak için hedefine bu kez üç adet 220 puntluk bomba bıraktı. Birbiri ardı sıra işitilen patlamalar kabinin camlarını zangırdatmıştı. Derken sancak alabanda edip artık boş olan hangarın üzerine doğru tam yol seyretti. Havanın aydınlanmaya başladığı o saatte, senelerini geçirdiği hangara son bir kez baktı ve nişângâhtan rüzgârı hesaplayıp, 660 puntluk bombaları hangarın ve imâlâthânenin üzerine yolladı. Korkunç patlamalar o kadar şiddetliydi ki, her bir patlamada sarsılan zeplinin zarar görebileceğinden korktu. Aşağı baktığında hangardan, imâlâthâneden, barakalardan eser kalmadığını gördü. Demir Minâreler artık tarih olmuştu!”
Baskılar2
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Kitabın başını okuduğumda böyle biteceğini hiç tahmin etmemiştim. İlk 70 sayfayı okuyunca anlamadığım yerler oldu. Baktım kitap böyle gitmeyecek başa alıp tekrar okumaya başladım. Ondan sonra karakterler daha bir oturdu yerine. Bazı cümlelerini sevmesem de, ince mizahı ve yapmış olduğu dokundurmalar oldukça başarılıydı.
Yazarın diğer kitaplarına göre okuyanı daha fazla yoran bir anlatım tarzı vardı .Kitabın bölümlerinden Baba; Oğul ve Hayalet e göre okumayı zorlaştıran ayrıntılar içeriyordu. Ama son iki bölümde okuma zevkim ve ilgim daha yüksekti. Diğer kitaplarına göre okumayı ağır aksak bitirdiğim bir kitap oldu. Bir Puslu Kıtalar Atlası ya da Amat etkisi yaratmadı bende.
238. sayfaya kadar bitsin artık diye direnirken, tam bu sayfanın sonunda ''haydaağğ'' diye tepki vermeme sebep oldu ve sadece kitabın son iki sayfasından zevk aldım. Okuduğum ilk İhsan Oktay Anar kitabıydı ve bu yazarı okumaya başlamak için ideal bir kitap değildi. ( Benim açımdan.) Çünküsü kısa bir sürede bitirebileceğim kitabı ''bak burda farsça tamlama kullanmış bak bu kelime Fea'il vezni bak burda Fe'ale vezninin ismi failini yapmış diye diye okuyamadım ve bu işle uğraşmak şu an yapmak istediğim son iş. 'Kitabın ilgimi çeken taraflarından birisi ise ''5 dk da kısa dünya tarihi kısmıydı. Dili çok ağdalı. Sevemedim...
Bu kitabı çok severek okudum. Yazarın yaratıcılığı, yer yer kullandığı mizah, tarihi aktarımı çok etkileyiciydi. Özellikle kitabın sonuna doğru hızlı bir tarih anlatımı vardı ki, tek kelimeyle bayıldım. Kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum.
İhsan Oktay Anar'ın Baba, Oğul, Hayalet adlı üç bölüm 240 Sh lık en çok tanınan ve tutulan romanlarından. Benim okuduğum üçüncü Anar kitabı. Yazarın tipik matrak Osmanlı dönemi romanlarından Yedinci Gün. Roman 110 Sh kadar oldukça matrak sonra biraz yazarın çizgisinden sapıyor gibi. Son bölüm olan Hayalette yine o bildik çizgisine ulaşıyor. Ben yazarla henüz tanışmayanlar için ilk olarak Puslu Kıtalar Atlasından başlamalarını öneririm.












