Kuyucaklı Yusuf
Bu manasız ve yabancı hayatta bir tek şeye hakikaten sarılmış, hakikaten inanır gibi olmuştu. Bu da karısı idi. Muazzez'in varlığı Yusuf için büyük, boşlukları dolduracak mahiyette bir şey değildi, fakat onun yokluğu müthişti. Onun bu kadar sebepsiz yere, bu kadar insafsızca Yusuf'un hayatından koparılması çıldırtacak kadar acı idi. Hayatında asıl aradığı şeyin Muazzez olmadığını biliyordu, fakat Muazzez olmadan bunu aramaya muktedir olamayacağını sanıyordu. Kuyucaklı Yusuf Türk edebiyatının belki de en romantik kahramanıdır. Hayatın ve insanların zalimliği karşısındaki naif duruşu ile bir yandan trajik bir sona ilerlerken, bir yandan da yaşadığı lirik aşk hiyakesinin kahramanı olarak edebiyat tarihinde yerini almıştır.
Baskılar9
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Kitap genel olarak güzel olsa da bazı yerleri gerçekten sıkıcıydı. Ama bu yerlerde kendinizi biraz sıkıp okumaya devam ederseniz gerçekten kitap size çok şey öğretiyor. Verdiği mesaj toplumdaki yoksul ve zengin çatışmasını işlemesi gerçekten başarılı olmuş. Bir puanı ise bazı yerlerin sıkıcı olmasından dolayı kırdım.
Kuyucaklı Yusuf çok güzel bir roman. Betimlemeler ile zenginlestirilen eserde karakterlerin detaylari cok basarili.
Annesiz ve babasız kalan köylü bir çocuğun kendine sahip çıkan Kaymakam ın yanındaki hayat mücadelesini anlatan güzel bir eser Yusuf , Türk edebiyatının en duyasal kahramanı olarak nitelendirilmeyi hak edecek kadar duygusal ,Muazzez e olan aşkı çerçevesinde şekil alan imkansızlıklar içinde bir hayat.Buna rağmen aşkına ve ailesine sahip çıkmak için canını dişine takan yiği cesur ve mert bir kahraman, Yusuf'un hikayesi Sabahattin Ali'nin güzel anl atımıyla okunması gerekiyor
"Kuyucaklı Yusuf," Türk edebiyatının önemli yazarlarından Sabahattin Ali'nin ilk romanıdır ve 1937 yılında yayımlanmıştır. Roman, Anadolu'nun küçük bir köyünde doğmuş olan ve köydeki baskılardan kaçan bir gencin, Yusuf'un hayatını anlatır. Kuyucaklı Yusuf, adını doğduğu köyden alırken, bu isim hem onun köklerine hem de bu köydeki zorluklara bir gönderme yapar.
3 kitaplık bir serinin ilk kitabı olduğundan ve yazar katledilince diğer kitaplar yazılamadığından; Yusuf'u bu kendini gerçekleştirememiş haliyle, psikolojisine inemeden hatırlamaya mahkumuz.
yorum için: https://illekitap.blogspot.com/2021/04/sabahattin-ali-kuyucakl-yusuf.html ~~~*~~~ İçindeki bütün yıkımlara, bütün kederlere rağmen başını yere eğmek istemiyordu. Matemini ortaya vurmadan tek başına yüklenecek ve yeni bir hayata doğru yürüyecekti. ~~~*~~~ ~~~*~~~ Şimdi ilk defa bir şey istiyor, hem de korkunç bir istekle istiyordu. Fakat niçin bu istek bir imkansızlıkla beraber gelmişti? Niçin hayatının bu en büyük arzusunu, şimdiye kadar belki yine içinde, fakat en gizli yerlerde saklı duran bu arzuyu hapsedildiği yeri parçalayarak ortaya çıkar çıkmaz, öldürmeye mecbur kalıyordu?... Niçin? ~~~*~~~ ~~~*~~~ "Yoksa gelmem diye mi korkuyorsun?" Yusuf başını salladı: "Gelirsin... Biliyorum..." "Öyleyse neden bırakmıyorsun?" Yusuf avucunda tuttuğu bileği sinirli bir hareketle sıkarak: "Lüzumu yok!" dedi. Sonra, dudakları titreyerek, ilave etti: "Ne olursa olsun, artık seni hiç bırakmayacağım!" ~~~*~~~
Kuyucaklı Yusuf- Çocuk yaşta yetim kalan Yusuf'un, yeni hayatına ve insanlara karşı biraz mesafeli olan, yaşadığı taşra kentine ve insanlarına yabancı kalan; Onların çevirdiği türlü oyunlarına karşı, tertemiz durabilmeyi başarmış bir insanın hayat hikayesi. ''Kürk Mantolu Madonna'' kitabını daha çok beğenmiştim ama, bu da fena değildi.
Yazarın ilk romanı olan eser kuvvetli Anadolu betimlemeleri ile dikkat çekiyor. Gerek karakterler üzerinden bürokrasi ve toplumsal eleştirisiyle gerekse finalindeki başkaldırıyla kendi döneminin fark yaratan kitaplarından biri. Aslında üç cilt olarak düşünülmesi sebebiyle özellikle Kübra’nın hikayesi başta olmak üzere bazı konular havada kalıyor. Yine de uyum sağlayamayan karakterlerin öncüsü Yusuf ile romantik edebiyata daha yakın olmakla birlikte, toplumsal gerçekçiliğin ayak sesleri de kendini hissettiriyor.

















