İçimizdeki Şeytan
''İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticesi aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum: Buna içimdeki şeytan diyordum, müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum. Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması... İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... İçimizdeki şeytan yok... İçimizdeki aciz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var...'' Bu romanında, toplumsal gündemin kişilikler üzerindeki baskısını ve güçsüz insanın ''kapana kısılmışlığını'' gösteriyor Sabahattin Ali. Aydın geçinenlerin karanlığına, ''insanın içindeki şeytan''a keskin bir bakış.
Baskılar7
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
''Kürk Mantolu Madonna'' ya da ''Kuyucaklı Yusuf'' kadar etkilenmesem de beğendim.
İçimizde şeytan yok... İçimizde aciz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey var: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var...
Kitaptaki bazı karakterlerin gerçek hayattaki karşılıkları bir yana, toplumsal açıdan sıkı tespitler içeren bir roman. Sınıflaşmalara ve biçilen rollere yönelik çok sert eleştiriler var. Ayrıca romanda büyük yer tutan karakterlerin iç dünyaları sayesinde insani duygular da çok yalın ve başarılı şekilde işlenmiş. Dolayısıyla hem toplumsal hem bireysel analizler çarpıcı. Romanın betimlemeden ziyade satır aralarında geçen bir güzelliği de eski İstanbul’un usulca arkada akması. “İnsanların en zayıf tarafları, sormadan, araştırmadan, düşünmeden, kafalarını patlatmadan inanmak hususundaki hayret verici temayülleridir. Dünyadaki yalancı peygamberleri yetiştirmek ve beslemek için en iyi gübre, işte bu bilmeden inanmak için çırpınan kalabalıktır.” S.222
Kitap hakkındaki duygularımı çok karışık zaman zaman sevdim zaman zaman nefret ettim ama kitaptan değil kitabın içindeki yaşamdan zaman zaman da kendi hayatımdan ve hayatı boş yaşadığımdan nefret ettim, bilemiyorum ya kitabın herhalde herkeste uyandırdığı duygu farklı olacak, belki hayatı sorgulayacak belki de pöh bu neymiş diyecek, karar okuyucunun...
Kitap o kadar gerçek ki korkutuyor...iliklerinize kadar endişe işliyor. "Ömer" karakteri Türk insanının belki de insanlığın kaderi. Hepimizin içinde bir miktar Ömer mevcut, en çirkin, en tembel, en korkak tarafımız, bile isteye sevdiklerine acı çektiren tarafımız...Okurken daralıyorsunuz, sıkılıyorsunuz, bunalıyorsunuz. Nenelerimizin "Allah iyilerle karşılaştırsın" duasının ne kadar önemli olduğunu kavratan bir Türk klasiği İçimizdeki Şeytan. Ruhunu ölüm gelmeden bayağılıktan, işlevsizlikten, boş işlerden ve umutsuzluktan kurtaranlardan olmak dileğiyle.















