Anayurt Oteli
"Ne ölü, ne sağ" bir yaşamın kahramanı Zebercet. Gözünü ilk açtığı ve yaşadığı Anayurt Oteli'yle aynı kaderi paylaşıyor: Birbirine benzeyen geçici ilişkilerle geçen günler, yalnız ve tek başına sürüklenen bir hayat. Gecikmeli Ankara treniyle gelen -adını bile bilmediğimiz- kadın, otelde bir gece kalır ve Zebercet'in de, Anayurt Oteli'nin de sessiz akıp giden günlerinin içeriği değişir. Küçük ayrıntıların tekdüze şaşmazlığında nerdeyse takıntılarla sürüklenen bir yaşamın öfkesi de, çaresizliği de büyük oluyor. Türk edebiyatının unutulmaz bir tipi ve unutulmaz bir mekanı.
Baskılar5
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
hassas bünyeler için fazla karamsar..
Anayurt oteli- Öncelikle: Aylak adam'ın verdiği keyfi bu kitapta bulamadım. İçine kapanık ,takıntılı, silik bir karakteri olan zebercetin hazin hikayesi. İlk sayfalar biraz karışıktı, dolayısıyla hikayenin içine girmekte zorlandım. Benim için hayal kırıklığı oldu. Okumak isteyenlere tavsiyem; Beklentiyi yüksek tutmayın.
Bu kitabı değerlendirirken bence birkaç ayrı pencereden bakmak lâzım. Yazarın hikayeyi kurgulama ve örüntüleme şekli gerçekten ince ve kıvrak bir zekayı gösteriyor. Kronolojik bir tekdüzelik görüntüsü içinde örgülenen olaylar, giderek ilginç noktalara evriliyor. Akıcı ve okurken keyif veren bir kitap değil. Bazen birinci viteste seyreden olaylar bakmışsınız geri viteste, bazen de aniden beşinci viteste. Dumura uğruyor insan. Bazen okuyucu olayın neresinde olduğunu unutuveriyor. Karakterler ise itici ve iğrenç. Efendi ve saygılı görünen bir Zebercet'in ne kadar saplantılı olabildiğini, insanların ne kadar büyük sapkınlıklar (enses istismarlar, oğlancılık vb.) içine düşebileceğini; sarsılarak, tiksinerek görüyor okuyucu. Edebiyat sanatı açısından bir değer ifade ediyor olabilir ama gençlerin ve öğrencilerin gönül rahatlığı içinde okuyabileceği klasik anlamda bir klasik eser kesinlikle değil. 18+ ikazı ile birlikte kullanımı uygundur.
Dönemine göre oldukça cesur bir dille yazılmış yoğun bir psikolojik roman. Aslında zor bir roman. Gerek antikahraman diyebileceğimiz Zebercet karakterinin bilinç akışı tekniği ile müşerref olduğumuz kafasının içiyle, gerek otelin tabelasıyla sıkça vurgulanan mezar metaforuyla, gerekse boğulma temelli ölüm tasvirleriyle bir hayli boğucu. Fakat aynı zamanda çekici bir roman. Yazım dilindeki süslemeden uzak yalın sertlik insanı etkiliyor. Kuvvetli yalnızlık betimlemesi, o içe kapanıklıktan öte dünyaya kapanıklık ve yabancılaşma duygusu çok başarılı yansıtılmış.















