Kör Baykuş
Modern İran edebiyatının kurucularından Sadık Hidayet'in 1936'da Bombay'da yayımladığı başyapıtı, kendi deyişiyle "özenle hesaplanmış, net, bilinçli etkilerle dolu" ve "her sayfası bir partisyon gibi düzenlenmiş" Kör Baykuş (Buf-i Kur) , öteki yapıtları gibi, pek çok dile çevrildi, sadece Fransa'da (Andre Rousseaux: "Bu roman bence ülkemizin edebiyat tarihinde özel bir etki bırakmıştır") değil pek çok ülkede pek çok yazarı etkiledi.
Baskılar5
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
okuduğum en karamsar kitaplardan biridir..bunalımlar içinde sürüklenmeden okumak zor..
Merhabalar, Her seyden once, soylemeliyim ki; kitabi karantina doneminde okumamak lazimdi sanirim. Aslinda dogu kultur ve mistiziminin onlarin edebiyatlarina yansimasini cok seviyorum, sentezleri beni daima heyecanlandirmistir ancak okumaya cok daha mutlu bir son beklentisi ile baslamis olsam gerek, bittiginde bu son olmamali dedim kendi kendime. Yazarin ozgecmisi (intihar kismi disinda) ve Behcet Necatigil'in yorumu belki de beni bu beklentiye soktu. Acikcasi ben boyle usta yazarlari elestirmeyi kendime asla hak gormuyorum.. Bir kitap tutkunuyum, yillardir kitap grubunda moderatorluk yapip, kendi capimda yazmaya calisan biri olarak soyluyorum, ayri bir dunyalari var ve kesinlikle deha olduklari kanaatindeyim. Edebi yonden soyleyecek hic bir sozum yok, ama psikolojik acidan ayrica degerlendirilmeli,bence tek kelime ile "agir".. Cok uzgunum, cok boguldum bu kitabi okurken, yoruldum..Kadim medeniyetlerin besigi bu diyarda yasayan bu kitap kahramanlarinin daha bilge olmalarini umdum sanirim. Oyle itici, oyle vahsi geldi ki birbirlerine davranislari, bu hissi bir de Ucurtma Avcisi'ni okurken hissetmistim.... Kesinlikle ogrendigim pek cok sey var, farsca kelime dagarcigim, Hint Medeniyeti ve Part Imparatorlugu, Zerdustluk ve gelenekleri, vs. bana kalanlar bu kitaptan...
Iran Edebiyati'nin en taninan yazarlarından olan Sadik Hidayet'in kütlece en kisa ama hacimce en dolu olan kitaplarindan biri.🌿 Her şeyden önce bu eserden alinacaklari, Sadik Hidayet'in hayatini kisaca okumak ve anlamakla daha da bir etkin kilacagini soylemek yanlış olmaz. 📖 Bir kere her şeyden önce kasvetli ve psikolojik açıdan insani azami derecede etkileyecek bir eser. Zira,yazarin sürdürdüğü kasvetli yaşamın bir izdüşümü diyebiliriz. Canına kiyan bir adamin elinden cikmis bir eser velhasıl kelam. 😕 Okurken neyin hayal neyin gerçek oldugunun anlasilmasi noktasinda zorluk yasayabilirsiniz. Psikolojik anlamda insani sarsacak nitelikte. Kahramanin yasadiklari okuyucuda da kasvetli bir hal olusmasina neden olabilir. Dikkatinizi çekecek nokta, bir nevi seytanlikla kendisini eş olarak almasina neden olan kadina yani karısından "kahpe" diye soz etmesi. Garip ama yine yazarin kendi dunya bakisinin,o bulundugu psikolojik durumun gostergesi bir detay sanirim. Belki de bir yansima. Kitapta bulunan karakterler hep ayni kişi mi, ayni kisinin kahramanin gozune farkli şekillerde tezahür etmesi mi yoksa farkli kisiler mi bunu dahi kestirmek zor. Kendisine dokundurmayan,diger insanlarla yatan bir kadin. Ve en nihayetinde bu acının verdigi hastalik. Yatağa düşmesi. Sadik Hidayet'in eseri Varolusculuk akiminin mükemmel orneklerinden biri. Yasami sorgulayan, ölümü sorgulayan, varligi sorgulayan derinlemesine dusuncelerle dolu. 🌍 Basta da belirttigim gibi hacimce dolu,yogun bi kitap. Sadik Hidayet in neden yasamini okumak daha fazla yarar ve anlam saglar bu kitap ozelinde, bunu okuyunca zaten anlarsiniz.Surekli bir sikayet,hayati sorgulama gayesi,bir mutsuzluk hali. Insanlari "ayaktakimi" diye gormesi ve surekli insanlar hakkında bu ifadeyi kullanmasi kendini daha baska bir manada buldugu,kendini diger insanlardan soyutladiginin bariz gostergesi. 🎈 Sadik Hidayet'in eserindeki yogunlugun idrakina kesinlikle ilk okuyusta rastlanilmasi beklenmemeli. Iyi okumalar.📖🏃♂️
Vakti zamaninda yazmış olduğum bir yazı için çok sevgili bir buyuğum,Sadik Hidayet okudunmu sen hiç,okudun da ondan mi ilham aldin die sormuştuO gün bügündür Sadık Hidayet okumak istemiştim.. Iran edebiyatınin önemli, hatta en önemli yazarlarından Sadık Hidayet ile Kôr baykus romani vesilesi ile tanişmiş olmanin keyfini yaşiyorum şu an.. Kitap ,nerde,kimde ve nasıl başliyor,gelişmesi ne yönde ve nasil biteceğinı,okur hic anlayamayacak,çunku belli bir mekan ve zamani yok,tek sabit olan ana kahramanin karanlik ve hastalıkli,izdirap çeken ruh halidir.. Ana kahramanin ruh halini ,(çoğu okur da eminim bu fikirdedir)yazarın sahsi ruh haliyle özdeşleştirmemek imkansiz.Biografisi ile ilgili pek az bilgi olmasina rağmen,Londrada bir dairede intihar etmiş olmanin gerçeği,ana kahramanin ,kitap boyunca intihar ve ölüm eğilimleri,bir noktada romanin tamamen kurgudan ibaret olmadiği fikrini uyandirdi bende. Kitap tamamen kişinin iç dünyasi,duygulari,hastalıkla savaşi üzerinde gelişir fakat satır aralarında ,din ile ilgili fikirleri ,geleneklerin küçük detaylarıni, kitaptaki kadın profili üzerinden aşka sehvete dair ipuclari yakalanabilir. Ben acıya,izdıraba,ölüme dair birçok gerçekci cümle ve tespit yakaladim,umarım sizde yakalarsınız..
Sadık Hidayet'in yoğun anlamlar barındıran karmaşık kitabı. Hayal, gerçek iç içe geçmiş durumda. Kasvetli havası kesinlikle okuru etkiliyor. Katil-kurban ilişkisi yazarın bakış açısının yansıması. Yazarın yaşamı kitaptaki birçok şeyi açıklıyor. Okunmak, anlamlandırmak ve sindirmek zordu.
Son derece akıcı bir dil ile anlatım yapılmış. Gerçek ile hayal dünyası arasında gidip gelmeler ve psikolojisi bozuk bir insanın iç dünyasını aktarmakta ustalaşmış yazarın hayat hikayesi de ilginç. Okunabilir ancak; Türklere ve Müslümanlara bakış açısı son derece karşıt olan yazarın hindu inançlarına sıcak bakması bana göre hoş değil. Ya herkese eşit mesafede ol ya da inanmasan da en azından saygı göstermeli insan. İslam'ı yaşamayan insanların Müslümanım demesiyle Müslüman olunmuyor.
Kitaba başlayıp bitirene kadar 'ben ne okuyorum?' dedim. Öyle derin cümleler var ki kitapta, insanı aniden içine çekiyor, dalıp gidiyorsunuz. Diğer bir paragrafta da hayal, gerçek, rüya ne olduğunu çözemediğiniz bir olay sizi alıp duvara çarpıyor. Kitaptaki karakterler isimsiz. Sadece anlatıcıya yakınlık dereceleri veya meslekleri ile anılıyorlar. Anlatıcı yani baş karakter hayal, rüya ve gerçek arasında yaşıyor. Tasvir ettiği erkek karakterler aynı fiziksel özelliğe, aynı alaycı kahkahaya sahip. Kadın karakterler de aynı şekilde farklı zaman ve yerlerde, farklı konumlarda fakat aynı özellikte. Kitabın sonunda aynada kendini de tıpkı babası, amcası, hurdacı, mezarcı ve yaşlı adam gibi görüyor kitap kahramanımız. Bu erkekler hep yaşlı, kambur ve çirkin... Kitaptaki kadınlar güzel, genç ve çekiciler. Ve de hep genç yaşta ölüyorlar. Bunlar anne, hala, eş ve resmettiği sevgili... Nasıl doğru ifade ederim bilemiyorum ama zaman ve mekanın belli olmadığı, hayal ve gerçeğin ayırt edilemediği bu kitapta, baş karakterimiz diğer karakterlerle yani farklı kimlikleriyle hesaplaşma içinde. Kitap beni çok etkiledi hele ki, sonunda Sadık Hidayet'in arkadaşının yazarla ilgili sonsözde yazdıkları beni daha da sarstı. Yazarın kitapta yansıttığı ruh halinin tam tersi karakterde oluşu kaleminin gücünün büyüklüğünü gösteriyor. İnce ama okuması çok kolay olmayan kitabı ben çok sevdim. Sizler de farklı ve sarsıcı bir kitap okumak istiyorsanız bu kitap tam size göre...
İnsanı gerçekten alıp başka alemlere götüren bir kitap. Bir iki kez başlayıp bırakmıştım.Üçüncü başlayışımda vapurdaydım. Sanırım denizin ferahlığı kitabın hafif karartısını aldı götürdü benden. Tadı damağımda kaldı diyebilirim.Sadık Hidayetle bu kadar geç tanıştığım için ayrıca üzgünüm. Yazar okumasına en kısa zamanda başlayacağım.
"Kör Baykuş'un eylemi, olayları, zaman ve mekân dışında kalır. Olayları bölüşenler tipik kimselerdir, daha doğrusu bir tipin değişik kişilerdeki varyasyonlarıdır, bu kişiler mitik bir psikoloji kanunlarına göre birbirlerine dönüşürler. Baba, amca, arabacı, mezarcı, ihtiyar hurdacı ve nihayet romanın "kahraman"ı, aslında tek kişidir, esrarengiz genç kız, bayader ile kahramanın karısı kahpe de öyle. Normal zaman düzeninin kalkışı bununla bağlantılıdır; şimdiki zamanla geçmiş zaman; anı, rüya ve hayal olarak birbiriyle kaynaşmıştır. Sebeple sonuç arasında bir nedensellik yoktur, onları birbirine masallardaki mantık bağlar. Ama buna rağmen olay, şüphe yok ki gerçek bir hayatı saptar. Korkular, özlemler, ümit, ümitsizlik, bu olay içinde, öteden beri insan kaderinde olduğu gibidir." demis Bozorg Alevî Hikaye karamsar gibi görulsede yazarin icinde bulundugu bosluk duygusunu iyi yansitmis.Hiclik diye betimlemis cok yerde. Hikayenin kahramanlari sevilmemis yazar tarafindan.Bir nevi tiskiniyor tabii bu kendi icinde gecerli.Herkes gibi olabilmek icin afyona siginiyor sanki. uyusturmak duygularini kendini belkide hiclik icinde kaybolacagini dusunebilme rahatligini mi verecegini dusunurdu. Guzel bir eser yazarin diger eserlerini de okumayi dusunuyorum ama hemen degil. kisa bir hikaye dahi olsa dolu dolu taskin bir sel gibi geliyor insanin uzerine okuduklarim. Bunu hazmetmem gerek önce.













