Ermiş
Cibran, Yakın, Orta ve Uzakdoğu'nun geleneksel öğretileriyle Batı düşüncesini karşılaştırmış, bireysel ve toplumsal olgulara çeşitli sentezler getirmiştir. Yapıtlarında şiirsel bir anlatım kullanmış, Doğu düşüncesini Batı diliyle yazmıştır. Bu nedenle Cibran'ın eserlerini okuyanlar, bir bakıma Peygamberlerin kitaplarını okuyormuş izlenimine kapılırlar. Tıpkı kutsal kitaplardaki gibi yazım büyük önem taşır. Aforizmalarını sanki meydanlarda yüksek sesle okusunlar diye yazmış gibidir. Her kitapta kurgu aşağı yukarı aynıdır. Bir Öğreten bir de ondan Öğrenenler vardır. Konu da az çok aynıdır: Doğa, Toplum ve İnsanoğlu. Bu üçlü her zaman bir bütün içinde ele alınır ve öğreten, Doğanın, Toplumun ve İnsanlığın yasalarını anlatır. Halil Cibran, gerek şiirlerinde, gerekse resimlerinde İnsanoğlunu ve onun İnsanlığını en yüce doğa olayı olarak ele alır. Evrimlere yürekten inanır. Sizler Doğanın çocuklarısınız der. İnsanlara eziyet edenleri, sömürenleri, aldatanları şiddetle kınar. Ama sömürülenlere de yalnız acıma duygusuyla yanaşmaz: Eğer başınıza bir despot geçmişse bunun sorumlusu sizlersiniz; Yüce Yaratan, alnınıza diktatörleri yazmamıştı, bunu sizler kendi kendinize yazıyorsunuz, der. İnsanların, insanlıklarına kavuşmak istiyorlarsa, diktatörlere başkaldırmaları gerektiğini savunur. Sizin diye bildiğiniz evlatlar gerçekte sizlerin değildirler, Onlar kendini özleyen Hayatın oğulları ve kızlarıdırlar. Sizler oracılığıyla dünyaya gelmişlerdir. Onlara sevginizi verebilirsiniz ama düşünceleriniz asla. Çünkü onların kendi düşünceleri vardır. Onların vücutlarını çatabilirsiniz ama canlarını asla. Çünkü onların canları geleceğin sarayında oturur ve sizler düşlerinizde bile orayı ziyaret edemezsiniz. Kendinizi onlara benzetmeye çalışabirlirsiniz ama onları kendinize benzetmeye kalkışmayın hiç. Çünkü Hayat ne geriye gider ne de geçmişle ilgilenir.
Baskılar7
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Yıllardır fırsat bulup okuyamadığım fakat bir o kadar da okumak için can attığım kitap benim için tam anlamıyla bir hayal kırıklığı oldu. Kitap tamamen zaman kaybı ve bu kitabı okuduktan sonra kendimi hiç kitap okumuş gibi hissetmiyorum açıkçası! bu kitabı okuduğum kısa dönemi daha verimli kullanabilirdim yazık oldu...
İlk defa Halil Cibran'ın bir kitabını okudum. Muhteşem olduğunu söylemeliyim. Bu kitap yanıbaşınızda bulundurmanız gereken ve hayata dair sorularınız olduğunda açıp tekrar tekrar gözden geçirmeniz gereken bir kitap.
Deneme tarzını seviyorum, bu kitap da denemeye yakın bir tarzda yazılmış. Bazı başlıkları pek anlamlandıramadım ama şu başlıklardaki yazılar hoşuma gitti: Evliliğe Dair Adalete Dair Yasalara Dair Duaya Dair Bence okunmalı.
Kitabı başladığım gibi bitirdim ve büyük bir zevkle okudum. Bu kitabı, eserin kendi içeriği ve editoryal olmak üzere iki ayrı düzlemde ele almak sanırım daha uygun olacak. ESERE GENEL BAKIŞ Ermiş, uzun süredir okumayı tasarladığım; tasavvuf öğeleri içerdiğini, müslüman bir yazar tarafından yazıldığını düşündüğüm bir eserdi. Orijinal adı "The Prophet" (Nebi, peygamber) olan kitabın "Ermiş" olarak çevrilmesi sanırım bende böyle bir algıya neden oldu. Yazarın Lübnan asıllı ve ABD vatandaşı bir Hristiyan olduğunu kitabı okurken öğrendim. Biraz (fazla değil) şaşırdım ancak kitap beklentilerimi fazlasıyla karşıladı. Kitapta Ermiş'in 'Böyle Buyurdu Zerdüşt' (Nietzsche) ve 'Dünya Nimetleri'nden (Andre Gide) etkilenerek yazılmış olduğu iddialarına karşı Amin Maloof'un savunmasına yer verilmiş. Bu iki eseri de henüz okumadığım için bu konuda henüz bir değerlendirme yapamıyorum ama ben de kendi adıma Ermiş'te Mevlana'dan, Yunus Emre'den bir şeylerin kıvamını hissettim. Bu his de, hayata, yaşama, sevgiye dair doğruların evrensel olduğu düşüncesini daha da güçlendirdi. Hangi pencereden bakarsanız bakın, sonuçta baktığınız aynı şey... Kitap, özü itibariyle El Mustafa isimli bir bilge kişi olan Ermiş'in oniki yıl kaldığı Orphalese şehrinden ayrılırken, kendisini bırakmak istemeyen yöre halkı ile arasında geçen; hayata, insan ilişkilerine, hukuk kurallarına, insani erdemlere, acı ve mutluluğa dair söyleşilere yer verir. Ermiş'in hitabet gücü, sözlerindeki yalın, kısa ve çarpıcı ifadelerden kaynaklanmakta. EDİTORYAL BAKIŞ Okuduğum baskıda (Ezr Yayıncılık) ilginç bir yöntem kullanılmış. ilk 52 sayfada eserin kendi metni yer alıyor. 53-96. sayfalar arasında kitabın genel tanıtımı yapımış. 97-143. sayfalar arasında ise yazarın çalkantılı hayatı anlatılmış. Bu haliyle kitabın dizgisi bana biraz dağınık gözüktü. Bunu bir hata olarak görmek ne kadar doğru bilemiyorum ama en azından kitapta 'İçindekiler' ve 'Kaynakça' olsa sanki daha iyi olurdu. Ama şunu da belirteyim; çeviride bir problem hissetmedim ve kitabın bu farklı dizgisi kitabı zevkle okumamı engellemedi. SONUÇ OLARAK; Kesinlikle önemli ve kayda değer bir eser. Üstelik okurken kesinlikle uğraştırmıyor; bir çekirdek çitlemesi veya çay/kahve içimi rahatlığında okuyuveriyorsunuz. Tavsiye ederim. Keyifli okumalar...
"Birlikte durun ama yapışmayın birbirinize: Çünkü ayrı durur tapınağın sütunları. Hem birbirinin gölgesinde büyümez meşeyle selvi."
Altını çizebileceğiniz bir çok cümle ile dolu bir eser.
Halkına sordukları konularda öğüt veren ermişin hikayesi.. Altı çizilecek güzel cümleler var.
Yillar once okumustum. Bu ikinci okumamdi. Keske insan omru cok uzun olsa da tum degerli kitaplari okuyup bitirse donup donup bir daha okusa... Bilinc basamaklarini ucer beser atlasa...
















