Küçük Ağa
Küçük Ağa, Kurtuluş Savaşı yıllarında, siyasal karar ve tartışma merkezlerinin uzağında, Kuvvacı/Millici denilen, ama ne oldukları, neyi temsil ettikleri pek bilinmeyen birilerinin açtığı savaşa katılıp katılmamanın vebalini tartarak bir karar verme durumunda kalan insanları anlatır. Asırlardır sadece halife-i ruyi zeminin, padişahın açtığı sancağın altında savaşılacağı bilgi ve inancıyla yaşamış taşra insanlarının, halife-padişah çağrısının yokluğunda ve işgal haberleri yayılırken yaşadıkları ikilemlerin, açmaz ve iç çalkantıların, kendileri ve kaderlerine sahip çıkma hakkında yeniden düşünmek zorunda kalışlarının hikâyesidir. Tarık Buğranın kendi deyişiyle Küçük Ağa, destanlara yakışır bir konuyu ele almasına rağmen, destan değil, gerçekliği anlatan bir romandır. İttihatçıların ve Kuvvacıların değil, inanç ve gelenek kalıtıyla başbaşa, ilk kez kendisi ve kendi adına geleceği için karar vermeye çalışan bir ahalinin kahramanı olduğu bir roman. Şimdilerde Küçük Ağayı okumak, güncelliğini bir kez daha kazanmış bir öyküyü, sorunsalı yeniden okumak demektir.
Baskılar1
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Cumhuriyet Tarihine ilgisi olan biri için güzel lakin sevmeyen birinin okuyabilecegini sanmıyorum . Arapça farsça kelimeler okuru boğabilir . Onun dışında konunun akışı fena sayılmaz .
Samimi anlatım, güzel hikayeler var. Ancak yoğunluk sebebiyle uzun sürede okuduğumdan ve bir yakınım için özet çıkarmam gerektiğinden zorlandım biraz. bir kaç gün daha ayırmış olsaydım çok daha iyi olacaktı.
Yıllar önce okuduğum Kurtuluş Savaşı dönemini anlatan harika bir roman..
Tarık Buğra' nın 477 sayfalık, cepheden sonra kurtuluş savaşının destanını yazan ve cumhuriyet edebiyatı döneminde not tutlan bir romanıdır. 1.dünya savaşından sonra cephede sağ kolunu kaybeden çolak Salih kitabımızın baş kahramanlarındadır. Uzun yalnızlık, kimsesizlik, Akşehirden gelen sessizlik sonrası, kurtuluş savaşının görünümünden sıkça bahsetmektedir. Mehmet Reşit Efendi' nin başka birlikleri savunup milli mücadeleyi hiçe sayması konu edinen en hassas noktadır. Cepheden cepheye askerler yitiren, yarım yamalak beden taşıyıp kendini eksik hisseden insanlardan ibaret bir hayattan söz etmektedir. Çolak Salih' in kolunu kaybederek ikinci göreve verilmesi kendini daha iyi hissetmesine sebep olmuştur. Salih' in bulduğu Mehmet Reşit Efendi ile uzun soluklu konuşması fikir değiştirip Anadolu birliklerini savunmasına neden olmuştur. Mehmet Reşit Efendi' nin " İstanbul' lu hoca" ünvanından sonra "Küçük Ağa" ünvanını alması tanınmasına bir kez daha sebep olmuştur. Salih ve Mehmet Reşit Efendi' nin konuşmasından sonra kurtuluş savaşından büyük zaferle yazılan bir destan olmuştur. Kurtuluş savşının kazanılmasında büyük desteği olan küçük ağa artık anadolu topraklarına hizmet etmektedir. Dikkatinizi çeker mi bilemem ama herkese tavsiye ettiğim bir romandır.
gayet tarafsız bir anlatım olmuş. güzel bir kitaptı.
ne iyi ne kötü bir roman..
Okulda 100 temel eser okuma zorunluluğu olmasa herhalde hiç okumayacağım kitaplardan ama güzel bir konusu vardı, okurken sıkılmadığım kitaplardan...











