Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku
"Her şeyin iyi gittiğini nerden çıkarıyorsun?" dedi. "Herif rüzgârı kendinden menkul uçurtmanın teki. Ara sıra telleri takılır gibi kadına geliyor gece yarısı." "Fakat Müzeyyen, bu derin bir tutku," dedim. Tırsmaya başlamıştım. Haklı olabilirdi. "Evet, biraz sapık ve tek taraflı bir tutku," dedi, arkasını dönüp gitti. Hikâyeye göre adam, kadını çok seviyor, sevdikçe ruhu büyüyor, eve sığmıyor... Bülbülün çilesi, yazarın zulası... İnceden sarma bir sigara, inceden bir bardak... Jak Danyel isimli bir şişe, Hicran isimli bir yara, tuhaf isimli bir roman. Kafamız iyi, açmayın kapağı, biz böyle iyiyiz. İlhami Algör, alelacayip aşkların ve oyunbazlığın, hüzünlü dolambaçların yazarı. Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İtalyan Yokuşu'ndan aşağı, rüzgâra asılıp Tophane'ye inen roman. Avaramu! (Tanıtım Bülteninden)
Baskılar5
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Beğenemedim. Beklentilerimi karşılamadı. Okurken sıkıldım.
Sıradışı olduğu için işinden olan ve yazarlık yapmaya karar veren bir adam. Babası ölmüş küçük bir bebekli kadın. Ve bunların aşkını anlatan bir kitap. 'Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku'. Konu olarak bilindik ve sıradan bir kitap gibi görünüyor değil mi? Aslında tam tersi. Hani tekrar tekrar okumalık kitaplar vardır ya, her defasında daha bir derinliği keşfedilenlerden? İşte bu kitap onlardan... Konu ne olursa olsun kitabı eşsiz yapan en önemli unsur yazarın kalemidir bana göre.İlhami Algör ilk defa okuyorum ve tam benlik bir kalemi var. Uzun cümleler kurduğu ve gördüğünü, düşündüğünü anında yazıya dökmüşçesine bir yazım şekli var. Yazar hikayeyi kafasıyla, eşyayla ve her eve giriş çıkışında kapı kilidiyle konuşan bir karakterin ağzından okuyucuya aktarıyor. Tam benlik dediğim bir diğer unsur da okurken bir çok duyguyu bir arada yaşadım. Bazı cümleleri tekrar tekrar okuyup, kitabı kapatıp düşündüğüm de oldu. Tebessüm ettiğim de... Görünüşte aldırmaz gibi olan bir adamın derinliği ve duygusallığı karşısında boğazımın düğümlendiği de... Ayrıca kitapta İstanbul'un semtlerinde gezdiğiniz yerde eski şarkılarımızı da yeniden anımsıyorsunuz. Kişiye göre kitaptan alınan tat da değişebilir tabi ki. Bir süre önce aldığım bu kitaba olumlunun yanı sıra, olumsuz eleştiri de duydum. Okumak için acele de etmiyordum. Fakat kitap ve film tavsiyesine çok önem verdiğim ve güvendiğim Kitap Dostum sayesinde okumayı öne aldım ve iyi ki de öyle yapmışım. Şimdi sıra filminde eminim bir o kadar da onu seveceğim. Keyifli okumalar kitap dostlarım.
İncecik gibi dursa da insana destan okumuş gibi hissettiriyor.
''Bir ara Turist Ömer filmi izliyor gibi oluyorsunuz kitabın özellikle giriş bölümünde'' yazmış bir arkadaşımız, hislerime tercüman olmuş resmen. ''Aslında tam diye bir şey yoktur,'' dedim, ''her tam, bir üst yarımın alt basamağıdır. Yani yarım da bir bütündür.'' ''Bazen insanlar biri yarım sanır, iki yaparak tamamlamaya çalışırlar. Oysa iki lanet bir sayıdır, kendine yetmez, hep üçe koşar. Bu yüzden arkadaşlarımın evlenmesi hep hüzünlendirir beni.'' -Fakat Müzeyyen, bu derin bir tutku, -Evet, biraz sapık ve tek taraflı bir tutku,














